Bilgisayarınızın başında en son görmek isteyeceğiniz şeyin ne olduğunu tahmin etmek zor değil: O korkunç mavi ekran! Sevgiyle üzerinde çalıştığınız o önemli rapor, heyecanla oynadığınız oyun...
Düşünsenize; en heyecanlı oyunun ortasındasınız, hayat kurtaran bir e-posta yazıyorsunuz ya da ödevinizin teslimine sadece dakikalar kalmış… Ve bam! Ekran kilitlendi. Mouse kıpırdamıyor, klavye komutlarınıza tepki...
Bilgisayarınızı açtınız, kahvenizi yudumlamak üzeresiniz ve planlarınız arasında işlerinizi hızla bitirmek var. Masaya oturdunuz, güç tuşuna bastınız… Ancak o da ne? Karşınızda sadece karanlık, kasvetli bir...
Eski bilgisayarınız artık size cevap vermiyor mu, sürekli donuyor mu yoksa mavi ekran hatalarıyla mı boğuşuyorsunuz? Belki de kafanızı esnetip sıfır, pırıl pırıl bir formattan sonra...
Kabul edelim; bilgisayarımız ilk aldığımız andaki o nefis hızını bir süre sonra kaybediyor. Sürekli açılan arka plan uygulamaları, internetten indirilen ve bir türlü tam olarak silinemeyen...
Eski bilgisayarınız artık size yetmiyor mu? Sürekli donan, açılışta bekleten ve güncellemelerle adeta işkenceye dönen sisteminizden sıkıldınız mı? Ya da sıfır, tertemiz bir bilgisayar aldınız ve...
Yeni bir bilgisayar aldın, oyunlar oynuyorsun, dizi izliyorsun ya da işlerini hallediyorsun. Her şey yolunda görünüyor, değil mi? Peki ya bir anda ekranda beliren o sinir...
Bilgisayarını açtın, önemli bir işin var ya da belki de uzun zamandır oynamak istediğin oyuna vakit ayırdın. Tam her şey hazır derken ekranın köşesinde o tandık...
Bilgisayarınızı ilk aldığınız zamanki o roket hızını hatırlıyor musunuz? Tıkladığınız an açılan uygulamalar, saniyeler içinde kurulan programlar… Peki ya şimdi? Bilgisayarınızın açılması bir kahve molası uzunluğunda...
Bilgisayarınızı açtınız, kahvenizi aldınız ve masaya oturdunuz. Ancak o da ne? Bilgisayarın açılması neredeyse bir ömür sürdü. Masaüstü geldi ama simgelerin yüklenmesi, tarayıcının kendine gelmesi derken...