Hatırlasana, bilgisayarını ilk aldığın o günü… Kutusundan çıkardığın, masaya yerleştirdiğin ve tuşuna bastığın anı. Kaç saniyede açılmıştı? Hızlıca açılan tarayıcılar, yağ gibi akan sayfalar, donmayan oyunlar…...
Kahvenizi aldınız, bilgisayarınızın başına oturdunuz, önemli bir işinizi halletmek ya da keyifli bir oyuna başlamak üzeresiniz. Güç tuşuna bastınız… Ve hiçbir şey! Fanlar dönmüyor, ekrana görüntü...
Bilgisayar başında en heyecanlı anınızı yaşıyorsunuz; belki oyunun en kritik etabındasınız, belki de günlerdir üzerinde çalıştığınız o büyük raporu bitirmek üzeresiniz. Ve ansızın… Ekran kararıyor, fan...
Düşünsenize; en heyecanlı oyunun ortasındasınız, hayat kurtaran bir e-posta yazıyorsunuz ya da ödevinizin teslimine sadece dakikalar kalmış… Ve bam! Ekran kilitlendi. Mouse kıpırdamıyor, klavye komutlarınıza tepki...
Bilgisayarını açtın, sevdiğin bir oyunu oynamak veya önemli bir dosyayı kaydetmek istiyorsun ve o korkunç uyarı ekranda belirdi: “Disk Alanı Yetersiz!” Tanıdık geldi değil mi? Zamanla...